Güneydoğu’nun mistik şehri Mardin, taş evleri, dar sokakları ve zengin kültürel mirasıyla büyüleyici bir şehir. Özellikle Mezotopamya’ya doğru akan taş evleri oldukça göz alıcı. Tabi bunun yanında camileri, kiliseleri ve manastırları da oldukça çarpıcı.

Farklı medeniyetlerin yuvası
Tarih boyunca Mardin’den pek çok medeniyet gelip gelmiş. Sümerlerden başlayın da Hititlere, Perslere, Artuklulara ve Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyet buradan gelip geçmiş. Bu farklı medeniyetler, kültürler, halklar ve inançlar da Mardin’i oluşturuyor. Mardin’in sokaklarında, çarşılarında gezerken bu güçlü ve köklü geçmiş hissediliyor.

En eski eğitim merkezlerinden biri
Mardin, sadece dillerin ve dinlerin birleştiği bir şehir değil. Aynı zamanda tarih boyunca bir eğitim yuvası olma özelliği de taşıyor. Bu neden ile de şehirde pek çok medrese yer alıyor. Bunlardan bir tanesi de Kasımiye Medresesi. Medresenin yapımına 13. yüzyılda Artuklular tarafından başlanıyor. Ancak o dönemde Moğolların istilası nedeniyle yapımı yarım kalıyor.
Medresenin tamamlanması ise 15. yüzyılı buluyor. Akkoyunlu Sultanı Kasım İbn Cihangir döneminde tamamlanan medrese, hükümdarın adını alıyor. Bu nedenle günümüzde de Kasımiye Medresesi olarak anılıyor.
Medrese yapıldığı 15. yüzyıldan, 20. yüzyıla kadar eğitim veren bir kurum oluyor. Burada hem dini hem de bilimsel dersler veriliyor. Bu iki alan harmanlanarak öğrencilere öğretiliyor.

Medresede 2 kubbe dikkat çekiyor. Birisi dershane denilen derslerin görüldüğü alan, diğeri ise burayı yaptıran Kasım Cihangir’in türbesinin olduğu yer.

Yaşamın sembolizmi
Kasımiye Medresesi, kare planlı olarak tasarlanıyor. Medreseden içeriği girdiğiniz zaman muhteşem bir havuz sizi karşılıyor. Üstü açık olarak yapılan bu havuz ile anlatılmak istenen de oldukça etkileyici. İslami anlamda da bir sembolizm olan bu havuz insanı, yaşamı ve ölümü anlatıyor.

Çeşmeden dökülen su, anne karnına düşen bebeği, oradan taşan su doğumu, ilerleyen su başlayan hayat yolculuğunu, daralan yol yaşlılığı ve büyük havuz da ölümü anlatıyor. Ancak ölüm ile son bulmuyor. Buradan su akmaya devam ediyor ve Mezopotamya topraklarına ulaşıyor. Bu da âdeta topraktan gelip toprağa dönen insanın hayat akışını simgeliyor.
