Sevdiğine kavuşamadığı için hastalanarak ölen Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine yaptırılan Kayseri’deki 820 yıllık Gevher Nesibe Darüşşifası ve Gıyasiye Medresesi, bünyesindeki şifahane ve müzeyle ziyaretçilerini ağırlıyor.
Hikayesi aşkla başlayan medrese
Ziyaretçilerini tarihte zaman yolculuğuna çıkaran medrese, sevdiği saray baş sipahisine kavuşamadığı için ince hastalığa düşen ve bu yüzden hayatını kaybeden Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine yaptırılıyor.

Selçuklu hükümdarlarından II. Kılıçarslan’ın kızı, I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan’ın adını taşıyan medresenin bünyesinde şifahane ve müze bulunuyor.
Şifahane ve müze bir arada
Müze olarak kullanılan medresede, Selçuklu dönemindeki tıbbi aletler ile eczacılık araç ve gereçleri sergilenirken, o dönemin tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veriliyor. Aynı zamanda müzikle tedavi yönteminin uygulandığı tarihi şifahanesiyle de ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.

“Dünyanın ilk tıp merkezlerinden biri”
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü Fehmi Gündüz, Selçuklu döneminde yapılan medrese ve şifahanenin dünyanın ilk tıp merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
Gündüz, yapının içinde tıp eğitimi verilen medrese, tıp öğrencilerin uygulama alanları olan şifahane, buna ek olarak akıl hastalarının tedavi edildiği bölümle bir hamam ve mescidin yer aldığını dile getirdi.

“Hem kılıç yarasına hem de gönül yarasına şifa”
Medresenin yapılış hikayesiyle ilgili bilgi veren Gündüz, şöyle konuştu:
“Gevher Nesibe Sultan saray baş sipahisine gönül vermiş, bu durumu öğrenen ağabeyi Gıyasettin Keyhüsrev sipahiyi çağırtarak savaşa göndermiş. Sipahi, savaşta ağır yaralı olarak Kayseri’ye gelmiş. Gevher Nesibe ise sevdiğinin haline çok üzülmüş hatta sipahinin Gevher Nesibe’nin kollarında can verdiği söylenir. Bunun üzerine ince hastalığa yakalanan Gevher Nesibe’nin ağabeyine bir vasiyet bıraktığını, hem kılıç yarasına hem de gönül yarasına şifa aranmak üzerine buradaki şifahanenin yaptırıldığını biliyoruz. Düşünün Keyhüsrev böyle bir yapıyı yaptırıyor. 1890 yılına kadar medresede tıp öğrencileri eğitim görüyor ve hemen yan tarafında şifahane bölümünde hocaları eşliğinde hastalara müdahalede bulunuyor.”